Mehldau'nun müziğinin peşinden...

Sahnenin ortasında bir adam, sırtı bize dönük, piyanosuyla başbaşa. Hangi parçayla başladı hatırlamıyorum, zaten bilmiyorum da şarkılarını. Hatta hiç tanımıyorum onu, merak ediyorum sadece; söyledikleri kadar iyi mi diye... Çalıyor, hiç durmadan, nefes almadan, yüzünü bize dönmeden... Nerede başlıyor nerede bitiyor bilmiyorum parçalar, peşpeşe geliyor ve onun yoğun konsantrasyonu, piyanosuyla bütünleşmesi, biz dinleyicileri de etkisine alıyor, büyülenmiş gibi izliyoruz/dinliyoruz onu. Sonra çok tanıdık notalar yükseliyor piyanodan. O kadar kaptırmışım ki kendimi, bu yeni durum dikilmeme neden oluyor yerimde. Gerçekten duyuyor mu kulaklarım bunu? Etrafıma bakıyorum; kimse tepki vermiyor. Ama onlar nereden bilecekler ki, Radiohead'i. Dolu bile değil salon ve hepsi koyu caz dinleyicisi belli ki. Oysa ne inanılmaz bir sürpriz, ne inanılmaz bir hediye bu; benim için. Anlatabilmem mümkün değil aldığım hazzı, "Exit Music (For A Film)" zaten soyutlayan bir parça evrenden dinleyeni, Brad Mehldau'nun yorumunun etkisi de hiç farklı değil; olağanüstü. Bir daha, bir daha, bir daha dinlemek istiyorum bu eşsiz yorumu ama o sonunda kalkıyor piyanonun başından ve veda ediyor bize...

Söylediklerinden de iyiymiş Brad Mehldau. Afallamış bir halde bunu düşünüyorum eve kadar ve ne yazık ki onu değil ama Radiohead'i dinlemeye devam ediyorum evimde. Sonra Mehldau'yu keşfe çıkıyorum...

1970 Florida doğumlu. Altı yaşından ondört yaşına kadar klasik piyano dersleri alıyor. Doğal olarak ardından Berklee'de piyano ve kompozisyon, New School of Social Research Manhattan'da caz ve çağdaş müzik okuyor. Jashua Redman Quartet'te Redman, Christine McBride ve Brian Blade'le başladığı profesyonel kariyerine 1995 yılında kendi trio'sunu kurarak devam ediyor: Basta Larry Grenadier, davulda Jorge Rossy. Aynı yıl ilk albümleri geliyor; "Introducing Brad Mehldau". Ardından da peşpeşe "The Art of Trio, vol. 1-4" serisi. (Radiohead'in "Exit"ini vol. 4'te yorumluyor.) Caz dünyası bu trio'yu çok seviyor. Beethoven'ın sonatları ile Alman müzik ve şiirinden etkilenen Brad Mehldau, bu etkileri geleneksel caz ögeleriyle çok uyumlu birleştiriyor. Ortaya çıkan tarzı da yalnızca "romantik" olarak tanımlıyor. Bu romantik müziğin dışavurumunu güçlendiren en büyük etki ise üçlüsü. Grenadier ve Rossy, onun virtüözitesini dilediği gibi sergileyebilmesi için gereken özgürlüğü hiç esirgemedikleri gibi, kendi becerilerini de kusursuz şekilde yansıtıyorlar Mehldau'nun müziğine. 1999 yılında ilk solo albümü "Elegiac Cycle" ve ardından turne geliyor. Bu albümü değişmez üçlünün "Progression-Art of Trio vol.5" ve Mehldau'nun farklı kentler için yazdığı parçaların yer aldığı "Places" izliyor.

"Largo" 2002'nin Ağustos'unda geliyor ve sanki yeni bir sayfa açılıyor Brad Mehldau'nun kariyerinde. Klasik üçlüye, Darek 'Oles' Oleszkiewicz, Justin Meldal-Johnson (bas), Matt Chamberlain, Jim Keltner (davul), Victor Indrizzo (davul, perküsyon) ve aynı zamanda albümün prodüksiyonunu da üstlenen Jon Brion (gitar) katılmış "Largo"da. Doğal olarak sound da farklılaşmış, çeşitlenmiş; bazen groovy, bazen drum'n'bass'a kayıyor, çok daha hareketli bir müzik ama yine de romantik. Bir Radiohead yorumu da var; "Paranoid Android". Mehldau'nun yorumuyla daha senfonik, atmosferik bir yapıya bürünmüş ama içe işleyen derinliğinden hiçbir şey yitirmemiş parça. Thom York'un eşsiz sesinin ardından değil, Mehldau'nun piyanosunun peşinden sürükleniyorsunuz bu kez. Parçalar arasında biraz daha gezinmek gerekirse; "Free Willy"de bas hiç durmuyor; biraz kafası karışık sanki, oradan oraya koşturuyor. Davul da ona eşlik ediyor. Piyano girift bir hikaye anlatıyor bu sırada. Diğerlerinin farkında ama aynı zamanda kendisiyle. Ortalık durulur gibi oluyor bir an, derken kafası yine karışıyor basın. Piyano anlatmaya devam ediyor hikayesini ve hepsi anlıyor sonunda onu, telaş sona eriyor. "Sabbath" ürkütücü, güçlü bir gitar sesi. Diğer tüm enstrümanlar bu gücün altında eziliyor neredeyse, bir tek piyano düete giriyor gitarla, en sonunda. "Wave / Mother Nature's Son" sıkı bir drum'n'bass olmasının yanı sıra Mehldau'nun vibrofona da en az piyanoya olduğu kadar hakim olduğunun kanıtı. Güçlü bir melodi ve sağlam bir dinamizm hakim parçaya. Heyecan verici. Aslında "Largo" için de uygun bir tanımlama bu; heyecan verici.

Konserde görüşmek üzere... (17.Temmuz.2003, CRR, İstanbul)


Raife Polat